“Deprem olalı aylar oldu ama oğlum hâlâ ışığı açık bırakmadan uyuyamıyor.” “Kızım uzun zamandır altını ıslatmıyordu, son haftalarda yeniden başladı.” Kliniğime gelen anne babaların cümleleri çoğu zaman böyle başlar. Çocuklar yaşadıklarını yetişkinler gibi kelimelerle anlatmaz; uykularıyla, oyunlarıyla, bedenleriyle ve davranışlarıyla anlatırlar. Bu yazıda çocuklarda travmanın yaşa göre nasıl belirti verdiğini, istismar ve ihmal konusunda nelere dikkat etmeniz gerektiğini ve bir anne baba olarak neler yapabileceğinizi anlatacağım.

Çocuklarda travma belirtileri nelerdir? Kısa cevap

Travma yaşayan çocuklar bunu çoğu zaman sözle değil davranışla gösterir: kâbuslar ve gece terörü (night terror), alt ıslatma ya da kaka tutma gibi gerilemeler, anne babadan ayrılamama, oyunda aynı korkutucu sahneyi tekrar etme, öfke patlamaları ve okul sorunları. Belirtiler haftalardır sürüyorsa ya da istismar veya ihmalden şüpheleniyorsanız beklemeden destek alın.

Çocuk Yaşadıklarını Neden Sözle Anlatamaz?

Küçük bir çocuğun dili, yaşadığı korkuyu anlatmaya henüz yetmez. Üstelik çocuklar olanları kendi dünyalarının merkezinden yorumlar: “Ben yaramazlık yaptığım için oldu” diye düşünüp suçluluğu sessizce taşıyabilirler. İstismar söz konusu olduğunda tablo daha da zorlaşır; çocuk korkutulmuş, sır tutması istenmiş ya da zarar veren kişiye bağlı olabilir. Bu yüzden çocuklarda travmanın ilk işaretleri çoğu zaman uykuda, tuvalet alışkanlıklarında, oyunda ve okulda görülür. Anne babanın görevi, bu dili okuyabilmektir.

Hangi Yaşantılar Çocukta Travmaya Yol Açabilir?

Çocuklukta da yetişkinlikte olduğu gibi büyük T ve küçük t yaşantılardan söz ederim.

  • İstismar ve ihmal: Cinsel, duygusal ya da fiziksel istismar ve ihmal, çocukluk çağının ağır travmalarının başında gelir. Bunlara aile içi şiddete tanık olmak da eklenmelidir.
  • Diğer büyük T yaşantılar: Deprem, yangın, trafik kazası, bir yakının ani kaybı, ağır bir hastalık ya da uzun süre hastanede yatmak.
  • Küçük t yaşantılar: Sürekli eleştirilmek ya da kardeşle kıyaslanmak, sınıfta küçük düşürülmek, akran zorbalığı, duygusal olarak görmezden gelinmek, anne baba arasındaki bitmeyen çatışmalar. Tek tek “olay” gibi görünmezler; ama birikirler.

Bu yaşantılar sanıldığından yaygındır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 5 yaşından küçük her 10 çocuktan 6’sı anne babası ya da bakımverenleri tarafından düzenli olarak fiziksel cezaya ve/veya psikolojik şiddete maruz kalıyor; her 5 kadından 1’i ve her 7 erkekten 1’i çocukken cinsel istismara uğradığını bildiriyor. Türkiye’de 7–18 yaş arası çocuklarla yapılan ve 2010’da yayımlanan bir araştırmada çocukların yaklaşık yarısı son bir yıl içinde duygusal istismar, dörtte biri ihmal yaşadığını söylemişti.

Her zor yaşantı travma sonrası stres bozukluğuna dönüşmez. ABD’de 1.400’den fazla çocuğun yıllarca izlendiği bir araştırmada çocukların üçte ikisinden fazlası 16 yaşına kadar en az bir travmatik olay yaşamış; bunların yaklaşık yüzde 13’ünde travma sonrası stres belirtileri görülmüş. Travma yaşamış çocukları inceleyen 43 çalışmayı bir araya getiren bir analizde ise travma sonrası stres bozukluğu oranı yaklaşık yüzde 16 bulunmuş; en yüksek oran, yaklaşık üçte birle, bir başka insanın zarar verdiği yaşantılara maruz kalan kız çocuklarında görülmüş. Yani belirleyici olan yalnızca olay değil; olayın kimden geldiği ve sonrasında çocuğun yanında kimin durduğudur.

Yaşa Göre Travma Belirtileri

Aşağıdaki tablo bir tanı aracı değildir; çocuğunuzun yaşına göre neye dikkat edebileceğinizi gösterir.

Yaş Sık görülen tepkiler Özellikle dikkat edilecekler
Okul öncesi (0–6) Anne babaya yapışma, ayrılık kaygısı, kâbuslar, gece terörü (night terror), uykuya dalmakta zorlanma, ani öfke patlamaları Alt ıslatma, kaka tutma, parmak emme ya da bebeksi konuşma gibi gerilemeler; oyunda olayı tekrar tekrar canlandırma
İlkokul (7–12) Karın ve baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar, dikkat ve odaklanma güçlüğü, okul başarısında düşüş, suçluluk Okula gitmek istememe, tiklerin ya da kekemeliğin artması, olayı hiç konuşmama ya da durmadan aynı soruları sorma
Ergenlik (13–18) İçe kapanma, arkadaşlardan kopma, uyku düzeninde bozulma, öfke ve aileyle çatışma Risk alma, madde kullanımı, kendine zarar verme, geleceğe dair umutsuzluk ya da ölümden söz etme

Burada önemli bir not düşmek isterim: Tik, kekemelik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, alt ıslatma ya da kaka tutmanın pek çok farklı nedeni olabilir; tek başına bir travma işareti değildir. Belirleyici olan, değişimin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve çocuğun hayatını ne kadar etkilediğidir. Alt ıslatma ve kaka tutmada önce çocuk doktorunuzun kabızlık ya da enfeksiyon gibi bedensel nedenleri değerlendirmesi gerekir.

İstismar ve İhmal: Ağır Travmaların Başında Gelir

Bu konunun altını özellikle çizmek istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü çocuğa kötü muameleyi; 18 yaşından küçük bir çocuğa, onunla sorumluluk, güven ya da güç ilişkisi içindeki biri tarafından uygulanan her türlü fiziksel ya da duygusal kötü muamele, cinsel istismar, ihmal ve sömürü olarak tanımlar. İhmal yalnızca beslenme ya da bakımın aksaması değildir; çocuğun sevgi, ilgi, güvenlik ve eğitim ihtiyacının sürekli karşılanmaması da ihmaldir. Duygusal istismar ise aşağılama, tehdit, korkutma ve reddetme biçiminde görülür ve iz bırakmadığı için en kolay gözden kaçan türdür.

Aşağıdaki işaretler tek başına bir kanıt değildir; ama dikkat etmeyi gerektirir:

  • Yaşına uygun olmayan cinsel bilgi ya da davranışlar
  • Açıklanamayan ya da anlatılanla uyuşmayan yaralar, morluklar
  • Belirli bir kişiden ya da yerden belirgin biçimde korkma, eve ya da bir yere gitmek istememe
  • “Bu bizim sırrımız” gibi ifadeler, aniden ortaya çıkan gizlilik
  • Davranışta, uykuda ya da okul hayatında açıklanamayan ani değişiklikler

Çocuğunuz size bir şey anlatırsa: Sakin kalın, ona inandığınızı ve anlattığı için teşekkür ettiğinizi söyleyin, “senin suçun değil” deyin. Ayrıntıları sorgulamayın ve olanları tekrar tekrar anlattırmayın; bu hem çocuğu yeniden yaralar hem de sonraki süreci zorlaştırabilir. “Kimseye söylemeyeceğim” diye söz vermeyin. Çocuğun güvenliğini sağlayın ve vakit kaybetmeden ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı’nı, acil bir durumda 112’yi arayın. Cinsel istismar şüphesinde Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM), adli ve tıbbi işlemlerin eğitimli bir ekiple tek seferde yapılmasını sağlar; böylece çocuk yaşadıklarını defalarca anlatmak zorunda kalmaz.

Anne Babalar Neler Yapabilir?

  • Güveni ve rutini geri getirin: Düzenli uyku, yemek ve okul saatleri, çocuğa dünyanın yeniden öngörülebilir olduğunu hissettirir.
  • Sorgulamadan dinleyin: Çocuk anlatmak istediğinde dinleyin; anlatmak istemediğinde zorlamayın. Resim ve oyun da bir anlatma biçimidir.
  • Duygulara isim verin: “Korktun, değil mi? Ben buradayım” gibi kısa cümleler, çocuğun yaşadığını anlamlandırmasına yardım eder.
  • Gerilemelere kızmayın: Alt ıslatma, kaka tutma ya da bebeksi davranışlar çocuğun elinde olan şeyler değildir; cezalandırmak tabloyu ağırlaştırır.
  • Görüntülerden uzak tutun: Deprem, kaza ya da şiddet haberlerini çocuğun yanında tekrar tekrar izlemeyin.
  • Kendinize de bakın: Çocuk, anne babasının ne kadar sakin olduğuna bakarak ne kadar güvende olduğuna karar verir. Sizin de desteğe ihtiyacınız olabilir.
  • Okulla iletişim kurun: Öğretmen, çocuğun gün içindeki değişimlerini ilk fark edenlerden biridir.

Ne Zaman Destek Almalı?

  • Belirtiler dört haftadan uzun sürüyor ve hafiflemiyorsa,
  • Uyku, okul, arkadaşlıklar ya da aile hayatı belirgin biçimde bozulduysa,
  • Gerilemeler artıyor ya da yeni korkular ekleniyorsa,
  • Çocuğunuz kendine zarar veriyorsa ya da yaşamak istemediğini söylüyorsa (hiç beklemeden başvurun),
  • İstismar ya da ihmalden şüpheleniyorsanız (beklemeden başvurun).

Bu konuda daha ayrıntılı bir yol haritasını İstanbul’da Çocuk ve Ergen Psikoloğu yazısında bulabilirsiniz. Travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerini ise TSSB Nedir? yazısında anlattım.

Çocuklarla EMDR Nasıl Çalışır?

Çocuklarla çalışırken de EMDR’yi ana yöntem olarak kullanırım; yöntemi çocuğun diline çeviririz. Küçük bir çocuğa “Olumsuz inancın ne?” diye sormayız; bunun yerine resim çizdiririz, hikâye okuruz, oyunla çalışırız. Çift yönlü uyarımı da çoğu zaman oyunlaştırırız; örneğin çocuk kollarını göğsünde çaprazlar ve sırayla kendi omuzlarına hafifçe dokunur. Biz buna “kelebek sarılması” diyoruz. Özellikle istismar yaşamış çocuklar için önemli bir ayrıntı: EMDR’de olayın ayrıntısıyla anlatılması gerekmez. Çocuk bir çizimin, bir duygunun ya da bedenindeki bir hissin üzerinden çalışabilir.

Bilimsel tabloyu da paylaşayım: Dünya Sağlık Örgütü’nün stresle ilişkili durumlar rehberi, travma sonrası stresle zorlanan çocuk ve gençlerde EMDR’yi, travmaya odaklanan Bilişsel-Davranışçı Terapi’yle yan yana, uygulanması önerilen yöntemler arasında gösterir ve bu yöntemlerin eğitimli ve süpervizyon alan uygulayıcılarca sunulmasını ister. İngiltere’nin NICE kılavuzu ise çocuklarda önce travma odaklı Bilişsel-Davranışçı Terapi’yi öneriyor; EMDR’yi 7–17 yaş arasında ikinci basamakta konumluyor. Çocuk ve ergenlerde yapılmış 8 randomize kontrollü çalışmayı bir araya getiren bir analizde EMDR, bekleme listesi ya da plaseboya göre üstün, Bilişsel-Davranışçı Terapi ile benzer bulunmuş; araştırmacılar daha büyük çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Klinik deneyimimde ise çocuklar EMDR’ye çoğu zaman yetişkinlerden daha çabuk yanıt veriyor; üzerlerinde yıllarca örülmüş savunmalar yok. Seanslarına düzenli gelen ve süreci yarıda bırakmayan çocuklarda değişimin çoğu zaman beklenenden kısa sürede ortaya çıktığını görüyorum. Bunun koşulu, çocuklarla çalışma eğitimi almış deneyimli bir terapisttir; henüz yeterli deneyimi olmayan terapistler de düzenli süpervizyon eşliğinde çocuklara yarar sağlayabilir.

Anne babanın rolü bu süreçte belirleyicidir; ilk görüşmeyi çoğu zaman ebeveynlerle yaparım ve evde çocuğa nasıl eşlik edileceğini birlikte planlarız. Çocuklarla EMDR’nin aşamalarını ve en sık çalıştığım sorunları Çocuk ve Ergenlerde EMDR yazısında bulabilirsiniz.

Türkiye’deki mevzuat; ihmal, kötü muamele ve çocukluk çağında yaşanan cinsel ya da fiziksel istismar gibi olumsuz yaşam olaylarıyla ilgili sorunları, hastalık kapsamına girmeyen ve doğrudan psikoterapi yapılabilecek durumlar olarak tanımlar. Yani Klinik Psikolog, ilk değerlendirmenin ardından hekim yönlendirmesi beklemeden çocukla psikoterapiye başlayabilir. Tablo travma sonrası stres bozukluğu gibi bir ruhsal bozukluğa dönüştüyse tanı ve tedavi planı bir çocuk ve ergen psikiyatristiyle birlikte yürütülür.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğum yaşadığını zamanla unutur mu? Pek çok çocuk güvenli bir ortam ve ailesinin desteğiyle toparlanır. Ama “nasılsa unutur” diye beklemek doğru değildir; işlenmeden kalan yaşantılar yıllar sonra kaygı, öfke ya da ilişki sorunları olarak geri dönebilir. Belirtiler haftalardır sürüyorsa destek almak gerekir.

Alt ıslatma ve kaka tutma her zaman travma işareti mi? Hayır. Bunların bedensel ve gelişimsel pek çok nedeni olabilir; önce çocuk doktorunuzun değerlendirmesi gerekir. Daha önce kazanılmış bir becerinin zor bir yaşantının ardından kaybolması ise mutlaka üzerinde durulması gereken bir işarettir.

Gece terörü ile kâbus arasındaki fark nedir? Kâbus, çocuğun korkuyla uyandığı ve hatırladığı kötü bir rüyadır; çoğunlukla gecenin ikinci yarısında görülür ve çocuk teselli edilebilir. Gece terörü (night terror) ise genellikle uykunun ilk saatlerinde ortaya çıkar: Çocuk çığlık atabilir, çırpınabilir, gözleri açık olabilir ama aslında uyuyordur ve ertesi sabah çoğu zaman hiçbir şey hatırlamaz. Gece terörü en sık 3–8 yaş arasında görülür ve çoğu çocukta zamanla azalır; ama sıklaştıysa, korkutucu bir yaşantının ardından başladıysa ya da çocuğun gününü etkiliyorsa bir değerlendirme yararlı olur.

Çocuğuma olanları sormalı mıyım? Kısa ve açık uçlu sorular sorabilirsiniz: “Bugün seni üzen bir şey oldu mu?” gibi. Ama çocuğu sorguya çekmeyin ve aynı şeyi tekrar tekrar anlattırmayın. İstismar şüphesinde ayrıntıları sormak yerine güvenliği sağlayın ve hemen destek isteyin.

Çocuklarla online görüşme yapılabilir mi? Ergenlerle online görüşme çoğu zaman iyi işler; küçük çocuklarla yüz yüze çalışmayı tercih ederim. Ayrıntılar Online Terapi sayfasında.

Son Söz

30 yıllık klinik deneyimimde şunu gördüm: Çocukların iyileşme gücü yetişkinlerinkinden çoğu zaman daha büyüktür; yeter ki yaşadıklarını fark eden ve yanlarında duran bir yetişkin olsun. Çocuğunuzda sizi kaygılandıran bir değişim varsa Nişantaşı-Teşvikiye’deki merkezimde görüşebiliriz; randevu bilgileri iletişim sayfasında.

Kaynaklar

  1. World Health Organization (2026). Child maltreatment (bilgi notu). who.int
  2. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve UNICEF (2010). Türkiye’de Çocuk İstismarı ve Aile İçi Şiddet Araştırması: Özet Rapor. unicef.org
  3. Copeland, W. E., Keeler, G., Angold, A. ve Costello, E. J. (2007). Traumatic events and posttraumatic stress in childhood. Archives of General Psychiatry, 64(5), 577–584. pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
  4. Alisic, E. ve ark. (2014). Rates of post-traumatic stress disorder in trauma-exposed children and adolescents: meta-analysis. British Journal of Psychiatry, 204, 335–340. pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
  5. National Child Traumatic Stress Network (2010). Age-related reactions to a traumatic event. nctsn.org
  6. NHS (2026). Post-traumatic stress disorder (PTSD): Symptoms ve Night terrors and nightmares. nhs.uk · nhs.uk (gece terörü)
  7. World Health Organization (2013). Guidelines for the management of conditions specifically related to stress. who.int
  8. National Institute for Health and Care Excellence (2018). Post-traumatic stress disorder (NG116). nice.org.uk
  9. Moreno-Alcázar, A. ve ark. (2017). Efficacy of eye movement desensitization and reprocessing in children and adolescent with post-traumatic stress disorder: A meta-analysis of randomized controlled trials. Frontiers in Psychology, 8, 1750. pmc.ncbi.nlm.nih.gov
  10. T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı: Hizmet alanı. aile.gov.tr
  11. T.C. Resmî Gazete (4.10.2012, sayı 28431). Başbakanlık Genelgesi 2012/20: Çocuk İzlem Merkezleri. resmigazete.gov.tr
  12. T.C. Resmî Gazete (22.05.2014, sayı 29007). Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik, Ek-1/A. mevzuat.gov.tr